Yazarlarla Röportajlar


*Tadımlık:




“Dördüncü sınıftayken yazmaya başladım; ilk hikayem büyükannemin ormandaki kulübesi hakkındaydı. İlköğretimdeyken binicilik dersleri aldım ve o zamanlar atlar hakkında hikayeler yazardım. Sonra, altıncı sınıftayken, Gone with the Wind/Rüzgar Gibi Geçti‘yi okudum ve tarihe aşık oldum. Lisedeyken, ata binen ve sivil savaş döneminde Amerika’nın güneyindeki çiftliklerde yaşayan kızlarla ilgili birkaç tarihi roman yazdım.” (Jessica Spotswood)





“Hep Türkiye‘yi ziyaret etmek istemişimdir. Kitaptaki büyükbabanın antikalara olan ilgisi aslında benim ilgimden kaynaklanıyor. Ülkeniz de antika değeri taşıyan hazineler bakımından oldukça zengin—geniş bir tarihiniz var. Yüksek Lisans yaptığımda Aya Sofya üzerinde çalışmıştım. Ayrıca, serinin üçüncü kitabında okuyacağınız, arka plandaki hikayelerden biri Constantinople‘da geçiyor. Türkiye, benim için büyülü bir yer ve kesinlikle ‘ziyaret edeceğim yerler’ listemde yer alıyor!” (Amy Plum)






“Yazar olduğunda günlerin bu küçük odada bir klavyenin üzerinde terleyerek geçiyor. Diğer insanlarla konuşmuyorsun.Diğer bir ruhu görmüyorsun bile. Tek ziyaretçilerin kafandakiler ve onlara da tüm ilgini veriyorsun. Onlar senin dünyan ve onlara kötü şeyler olduğunda sen de ağlıyorsun. O kadar uzaaaak mesafedeki Türkiye’de benim yazdıklarımdan etkilenenlerin ve heyecanlananların olduğunu bilmek benim için… Muazzam bir ödül.” (Ilsa J. Bick)

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Linkwithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...